Dijitalleşme, son 20-25 yılın en büyük toplumsal ve ekonomik dönüşümü. İş yapış biçimlerimizden sosyal ilişkilerimize, eğitimden sağlığa kadar her alanı derinden etkiledi. Peki bu dönüşüm gerçekten “kazan-kazan” mı? Yoksa kazandığımız kadar çok şey de mi kaybediyoruz? Gelin hem olumlu hem olumsuz yönlerini dengeli bir şekilde inceleyelim.
Olumlu Yönleri

Erişim ve Fırsat Eşitliği (Kısmen)
İnternet ve dijital araçlar sayesinde köydeki bir genç, MIT’nin açık derslerine ücretsiz erişebiliyor. Khan Academy, Coursera, YouTube gibi platformlar bilgiyi demokratikleştirdi. Bir zamanlar sadece büyük şehirlerde mümkün olan eğitim ve bilgi artık cebimizde.
Verimlilik ve Hız
Bir e-posta saniyeler içinde dünyayı dolaşıyor. Şirketler bulut teknolojileriyle milyonlarca dolarlık altyapı yatırımı yapmadan büyüyebiliyor. E-devlet uygulamaları sayesinde saatlerce kuyrukta beklemek yerine 5 dakikada nüfus kayıt örneği alabiliyoruz.
Yeni İş Modelleri ve Girişimcilik
Dijitalleşme, Etsy’den Instagram butiklerine, Getir’den Uber’e kadar milyonlarca insanın kendi işini kurmasını sağladı. Bir yazılım geliştirici Türkiye’den çıkıp Silikon Vadisi şirketlerine freelance çalışabiliyor.
Küresel Bağlantı
Pandemi döneminde Zoom sayesinde aileler, arkadaşlar, iş arkadaşları birbirinden kopmadı. Dilerseniz Arjantin’deki bir tango hocasından ders alabilir, Japonya’daki bir sanatçı ile ortak proje yapabilirsiniz.
Çevresel Potansiyel
Kağıtsız ofis, uzaktan çalışma sayesinde karbon salımında azalma, dijital biletler, e-faturalar… Teoride çevre dostu bir dünya vaat ediyor.

Olumsuz Yönleri

Dijital Uçurum (Digital Divide)
Evet bilgi demokratikleşti ama herkesin hızlı interneti, iyi bir bilgisayarı veya tableti yok. Türkiye’de hâlâ geniş bant internete erişemeyen milyonlar var. Köy okullarındaki çocuklar ile şehirdeki özel okul çocukları arasındaki makas gitgide açılıyor.
Mahremiyetin Yok Olması
Her tıklamamız, her beğenimiz izleniyor. Cambridge Analytica skandalı gösterdi ki kişisel verilerimiz siyasi manipülasyon için bile kullanılabiliyor. “Ücretsiz” dediğimiz hizmetlerin bedelini verilerimizle ödüyoruz.
İş Kaybı ve Güvencesizlik
Otomasyon ve yapay zeka milyonlarca işi tehdit ediyor. Banka şubesinde çalışan memur, fabrika işçisi, muhasebeci, hatta avukat ve doktorların bazı rutin işleri artık yazılımlarla yapılıyor. Yeni işler doğuyor ama herkes bu yeni işlere adapte olamıyor.
Dikkat Ekonomisi ve Ruh Sağlığı
Sosyal medya platformları bizi mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak için tasarlandı. Dopamin döngüsü, kaydırma bağımlılığı, FOMO (fear of missing out)… Sonuç: gençlerde artan anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları. Bir çalışmaya göre Türkiye’de her 4 gençten 1’i sosyal medya bağımlılığı belirtileri gösteriyor.
Yanlış Bilgi ve Kutuptaşma
Dijitalleşme bilgiye erişimi kolaylaştırdı ama aynı zamanda yalan haberin, komplo teorilerinin de yayılma hızını artırdı. Algoritmalar bizi aynı görüşteki insanlarla balonlara hapsediyor; empati ve ortak akıl azalıyor.
Çevresel Maliyet
Her Google araması, her Netflix izlemesi, her Bitcoin madenciliği enerji tüketiyor. Veri merkezleri, elektronik atıklar, nadir madenlerin çıkarılması… Dijital dünyanın karbon ayak izi sandığımızdan çok daha büyük.

Sonuç: Dengeli Bir Yol Haritası Mümkün mü?
Dijitalleşme ne cennet ne de cehennem. Bir araç. Nasıl kullandığımız, hangi kuralları koyduğumuz belirleyecek sonucu.

Devletler dijital okuryazarlık eğitimini zorunlu hale getirmeli.
Şirketler şeffaf veri politikaları benimsemeli.
Bireyler olarak bilinçli tüketim (digital minimalizm) öğrenmeliyiz.
Ve en önemlisi: Teknolojiyi insan için değil, insanı teknoloji için feda etmemeliyiz.

Dijitalleşme kaçınılmaz. Ama yönünü tayin etmek hâlâ bizim elimizde.