Makaleler Cover Image
Makaleler Profile Picture
28 Üye

Eski insanların hayatında yazıya dair hiçbir şey yoktu . Yaşamın sürekliliğinde gelişen eylemler , yazının da doğal bir ihtiyaç olması onun ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır . Eski çağlarda insanlar duygularını , düşüncelerini mağara duvarlarına resim veya şekiller çizerek ifade ederdi . Duvarlara çizilen bu resim ve motifler sayesinde insanlar anlaşmanın bir yolunu bulmuştu . İşte bunlar yazının icat edilmesine zemin hazırlayan önemli faktörlerdir . Daha sonra yazının bulunmasıyla artık yazılı iletişim meydana çıktı .


Bundan sonra her uygarlık kendinden bir şeyler katarak yazının gelişimine katkıda bulundu . Bu yüzden alfabeler hep farklıdır . Milletler ayrı olduğu için onların kendilerini yazılı olarak ifade etme biçimleri de farklı alfabeler şeklinde karşımıza çıkmaktadır . Yazı tarihe ışık tutan çok önemli bir belge niteliği taşır . Onun varlığıyla eskiden mektuplarla haberleşen toplumlar artık teknolojiye bağlı olarak bu konuda daha çok imkana sahip olmuştur . Edebiyat alanında da yazınsal türler ortaya çıkmış ve yazıyı daha ileri boyuta taşımıştır . En çok da Islamiyet'in kabulünden sonra ortaya çıkan Türk yazı sanatı olarak bildiğimiz hat sanatı büyük bir gelişme göstermiştir .
Sonuç olarak temel bir ihtiyaç olan yazının gelişimi uygarlığın gelişmesiyle yakından ilgilidir . Araştırma , bilgiye ulaşma ve bilimsel çalışmalarla birlikte günlük hayatta her şeyde çok önemli değişim ve gelişimler olmuştur . Yazı da bu gelişmelerden nasibini almıştır . Artık bu dönemde teknolojinin de hayatımıza girmesi ve ciddi atılım göstermesi yazının gelişiminde önemli rol oynamaktadır . Gelişen imkanlara bağlı olarak günümüzde çok farklı ve zengin yazı çeşitleri hayatımıza girmiştir . Bu yazıların bir kısmı estetik özelliğe sahip olarak göze hitap edecek kadar güzeldir . Anlayacağınız artık yazı teknolojik araçların sunduğu kolaylıklar sayesinde her yerde kullanılmaktadır .

TÜRK YAZI SANATI
Türk yazı sanatı, Türk kültürünün ve tarihinin yansımasıdır. Kökleri ise binlerce yıl öncesine dayanır. Türkler, yazı sanatını kullanarak duygu, düşünce ve hayatlarını ifade etmişlerdir. Türk yazı sanatı, Türklerin tarihini ve kültürünü kaydetmek için kullanılan Orhun Yazıtlarından beri günümüzde hâlâ o eşsiz canlılığını devam ettirmektedir. Osmanlı döneminde, diğer Türk yazı sanatları ile birlikte hat sanatı da büyük bir ilerleme gösterdi.
Hat sanatı bizim kültürümüzde İslamiyet’i kabulümüzle birlikte o zaman kullanılan Arap alfabesinden geçmiştir. Arapça “hatt” mastarından türeyen yazı, çığır, yol anlamlarına gelen hat kelimesi, Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp güzel bir şekilde yazma sanatı olarak da bilinir. Hat sanatı, Osmanlı’da “Hüsn-i Hat” olarak anılır ve bir başka adı da kaligrafidir. Kaligrafi güzel yazı sanatı olsa da günümüzdeki amacı süslemedir. Modern Türk Hat sanatçıları, hattatlar günümüzde Kur’an ve diğer metinleri estetik bir şekilde yazarak geleneksel hat sanatını yaşatıyorlar.
Sanat, toplumun gelişmesinde ve kültürün köklenmesinde etkili maktadır. Türk yazı sanatı da kültürel zenginliğimizin ve tarihimizin önemli bir parçasıdır. Peki ya hat sanatının buradaki yeri nedir ? Hat sanatı nesilden nesile aktarılan benzersiz geleneksel Türk sanatlarındandır. Bu sanat, biz Türklerle geliştirilip, çok büyük ustalar yetiştirilerek sanat mertebesini atlayıp, dine ve Kur’an’a hizmet ederek Türklerde bir medeniyet unsuru, bir sembol haline gelmiştir. Türklerin yazıya verdikleri önem, mirasımızın bir parçasıdır. Bu mirası yaşatmak da bizler ve Türk yazı sanatının çok önemli bir görevidir.

Yazının Gelişimi

Yazı insan yaşamı için çok önemli bir yere sahiptir . Öyle ki tarihte yazının icadı "0" olarak kabul edilir. Yazı pek çok konuda bize kolaylık sağlamıştır. Bu sayede insanlar yaşanan olayları duygu ve düşüncelerini aktardılar. İlk olarak tarım vb. konularda kayıt tutmak amacıyla kullanılmıştır. İlk yazı M.Ö. 3250 civarında Sümerler tarafından resimsel semboller aracılığıyla kullanıldı. Sümerlerin resimsel yazıyı kullandığı dönemde Mısır'da da hiyeroglif resimsel dil olarak kullanılmaya başlanmıştı. Bu sistemde anlatılmak istenen her şeyin sembol olarak bir karşılığı vardı. Bu şekilde yaklaşık 2.000 görsel kullanılıyordu ve her bir görseli ezberlemek zahmetliydi .

M.Ö.III. binde insanlar düşünceyi de anlatmak amacıyla bir hece sistemi olan ideogramı oluşturdu. İdeogramda birkaç resimsel işaret bir araya gelerek bir anlam ortaya çıkarıyordu. Bu şekilde yazı bir değişim geçirmişti . Sonraki değişim ise Sümerler tarafından kullanılan çizgisel yazı sistemi ( bilinen adıyla " çivi yazısı " ) idi . Bu sistem sayesinde işaretler daha sadeleşmiş ve onların yerini çizgi ile gösterilen yazı almaya başlamıştı . Bu çok daha kullanışlı bir yöntemdi . Sümerlerden sonra Akadlar ve daha birçok uygarlık çivi yazısını kullandı .

Yaklaşık M.Ö.900 civarında Fenikeliler yeni bir yazı dili geliştirdiler . İlk kez harf sistemli bir yazı sistemi ortaya çıkmıştı ve bu sistemin ilk harfi Aleph ikinci harfi ise Bet'ti. Sonraki yüzyıllarda yeni yazı sisteminin adı " Alfabe " olarak kabul edildi . Fenikeliler sesli harf kullanmıyorlardı . Sonraki yüzyıllarda Fenikeliler'den alfabeyi alan Helenler , alfabeye sesli harfleri de ekleyerek yazının evrimsel gelişimine önemli bir katkı sundular. Sonrasında yazı ve alfabeler değişerek , gelişerek günümüze ulaştı .

Yazı bir uygarlıktan bir uygarlığa , bir ulustan bir ulusa geçerken bir yandan da mağara duvarlarından kil tablete , kil tabletten papirüse , papirüsten parşömene , parşömenden kâğıda geçerek tarihsel serüvenine devam etmiştir . Bu süreçte her geçişte biçimleri ve uygulama yüzeyleri değişmiştir . Bilişim Çağı'yla birlikte kâğıt , kumaş gibi unsurların yerini cep telefonu , tablet , bilgisayar gibi unsurlar almıştır .

Elif Betül TUNÇ

ALFABELER GELİŞİYOR
Alfabe veya abece,her biri dildeki bir sese karşılık gelen harfler dizisidir.Yunancadan gelen ilk iki harf olan"alfa"ve"beta"nın okunuşundan gelir.Diller,yazıya geçirilme şekilleri ile ikiye ayrılır;
1.Alfabeye dayalı(sesçil)diller "fonogram kullanan diller"
2.resmi vari karakterler kullanılarak yazılan diller"ideogram kullanan diller"

Alfabe yazıyla eş değer bir şekilde doğmuştur.günümüzden 5000 yıl önceye dayanır.Sümerle öncül olmuştur.Çivi yazısıda öncüllük eder.Çivi yazısına benzer simgelerle Sümerleri takip eden birçok uygarlık
anlatmak anlatmak istedikleri şeyleri taşa,toprağa dökmüşlerdir.Bundan sonra hiyeroglifler ortaya çıkmıştır.İlk çıkışıyla ideogramatik yazı mantığı taşımaktadır.

Modern alfabenin kökeni Fenike alfabesine dayanır.Fenikeliler bu yazı sistemini Mısırlıların hiyeroglifinden yararlanarak oluşturmuştur.Fenikelilerin tek bir harfe karşılık tek bir ses kullanma kavramı ortaya çıkmıştır.Bu alfabe Fenikelilerin tüccar olmaınında yardımıyla bütün akdeniz çevresine yayılmıştır.Avrupalıların,Yunanların,Latinlerin alfabeleri hep Fenike alfabesinden türemiştir.

Türkler ilk olarak 38 harfli Orhun alfabesini kullanmıştır.Bundan kısa bir süre sonra Uygur alfabesi olarak alınan Sogd alfabesini kullanmışlardır.Sonra İslamiyetle birlikte Arap alfabesi yaygın olarak kullanılmaya başlandı.Rusya Orta Asya Türklerinin alfabesini 1926'da Latin alfabesine,1930'da ise Kiril alfabesine çevrilmiştir.

HAT SANATI
Hat sözcükte “ince, uzun doğru yol, birçok noktanın birbirine birleşsek meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı” gibi anlamlara gelir. Bu kelime özellikle İslam kültüründe, yazı ve güzel yazı anlamlarında kullanılmıştır.

Hat sanatı, Osmanlıdan günümüze kadar gelen, yapılmış olduğu dönemin özelliklerini kendi içinde barındıran ve usta çırak ilişkisi içinde gelişmiştir. Hat sanatı, Arap harfleri kullanarak meydana gelmiş, güzel yazı yazma sanatına denir.
Bu sanat 6-10. Yıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme sonucunda ortaya çıkmıştır.

İslam yazılarını güzel yazma ve öğretme hünerlerine sahip sanatçılara “hattat” denir.
Ayrıca hat sanatı ile uğraşan sanatçılara verilen isim olan hattat, tahminen 4-5. Yüzyıldan sonra kullanılmaya başlamıştır.

Verilen bazı kaynaklara göre ilk hattat Hz. Ali’dir, hat sanatını kullanarak Kur’an-ı Kerim’ in güzel bir biçimde yazılmasını sağlamıştır.

Türkler, Müslüman olduktan ve Arap alfabesini benimsedikten sonra uzun bir süre hat sanatına herhangi bir katkıda bulunmamışlardır. Türkler hat sanatıyla Anadolu’ya geldikten sonra ilgilenmeye başladılar ve bu alanda en parlak dönemin de Osmanlılar zamanında yaşadılar.

Verilen bilgilere göre bilinen ilk büyük Türk hattatı Amasyalı Yakut el Musta’ sımı 13. Yüzyılda hat yeteneği ve yazı becerisi ile halifenin saygısını kazanmıştır. Bu hattat hem okunaklı hem de resim gibi güzel yazı türleri hazırlayarak hat sanatı tarihine geçmiştir. İlk kez bu Türk usta, Arap / İslam yazısına okunaklılık ve estetik bir görünüm kazandırmıştır ve onu sağlam bir temele oturtmuştur.

Hat sanatı Yakut el Musta’ sımı’ nin etkisinden çıkarıp Türk akımını geliştiren ve Türk hat sanatının kurucusu sayılan hattat Şeyh Hamdullah’tır. Şeyh Hamdullah,15-16. Yüzyıllarında Yakut el musta' sımın koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına estetik bakımdan daha sıcak ve yumuşak bir görünüm kazandırdı. Şeyh Hamdullah’ ın üslup ve anlayışı 17. Yüzyıllara kadar sürdü.

Osmanlı hat mektebinin kurucusu kabul edilen Şeyh Hamdullah’tan sonra akla gelen ilk kişi Hafız Osman, 17. Yüzyılda Arap yazısına estetik bakımından en olgun biçimini kazandırdı.

Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman’ı izlemişlerdir.

Hakkımızda

Bilim dünyasına yeni bir adım.